İçeriğe geç
Çanakkale Derin
Kişisel Gelişim

Öğrenmenin Kestirme Yolu: Bir Konuyu Başkasına Anlatmak

Bir konuyu okuduğunuzda anladığınızı sanırsınız; anlatmaya kalktığınızda ise boşluklar ortaya çıkar. Anlatarak çalışmanın neden işe yaradığı ve nasıl uygulanacağı.

Derya Akıncı 4 dk okuma

Bir konuyu okuduğunuzda anladığınızı düşünürsünüz, sayfayı kapattığınızda ise elinizde birkaç dağınık cümle kalır. Aynı konuyu birine anlatmaya kalktığınızda ise durum değişir: cümlenin ortasında takılırsınız, karşınızdaki basit bir soru sorar ve o soruya verecek cevabınız olmadığını fark edersiniz. Bu rahatsız edici an, aslında öğrenmenin en verimli anıdır. Anlatmak, bilginin gerçekten yerleşip yerleşmediğini ölçen en dürüst testtir ve bu yüzden bir çalışma yöntemi olarak kullanılabilir.

Tanıdıklık ile Bilmek Aynı Şey Değildir

Bir metni tekrar tekrar okumak zihinde bir tanıdıklık hissi yaratır. Kelimeler alışıldık gelir, konu başlıkları yabancı durmaz ve bu his kolayca bilgiyle karıştırılır. Oysa tanıdıklık, o bilgiyi kendi cümlelerinizle sıfırdan kurabildiğiniz anlamına gelmez. Anlatma denemesi bu iki durumu birbirinden ayırır. Kaynağa bakmadan konuşmaya başladığınızda, hangi kısmı gerçekten kurabildiğiniz ve hangi kısmı yalnızca gördüğünüz için tanıdık geldiği ortaya çıkar.

Boşluklar Anlatırken Ortaya Çıkar

Zihnimiz eksik bilgiyi sessizce doldurma eğilimindedir. Okurken bir adımı atlarsınız, zihin araya kendi tahminini koyar ve akış bozulmadığı için hata fark edilmez. Anlatırken bu tahminleri yüksek sesle söylemek zorunda kalırsınız. Söylediğiniz an ise kulağınıza yanlış gelir ya da karşınızdaki kişi durup sorar. Öğrenmede asıl kazanç bu duraklamalardadır; çünkü hangi noktayı tekrar çalışmanız gerektiğini artık tahmin etmiyor, biliyorsunuzdur.

Sadeleştirmek Anlamayı Zorunlu Kılar

Bir konuyu terimlerle anlatmak kolaydır, terimleri kullanmadan anlatmak zordur. Karşınızdaki kişi o alandan değilse, sözlük tanımlarına sığınamazsınız. Cümleyi kurmak için mekanizmayı bilmeniz, neyin neye yol açtığını sıraya koymanız gerekir. Bu zorunluluk sizi ezberden mekanizmaya doğru iter. Anlatım basitleştikçe anlayış derinleşir; çünkü sadeleştirme, ancak yapının hangi parçasının taşıyıcı olduğunu bildiğinizde mümkün olur.

Anlatarak Çalışmanın Pratik Yolu

Yöntemi uygulamak için gerçek bir dinleyici bulmak şart değil. Önce konuyu normal şekilde çalışın, sonra kaynağı kapatın ve baştan sona sesli olarak anlatın. Takıldığınız yeri not edin, orayı yeniden okuyun ve anlatımı tekrarlayın. Bu döngü genellikle iki üç turda oturur. Anlatımı yazarak yapmak da işe yarar; ancak yazarken geri dönüp düzeltme imkânı olduğu için sesli anlatım daha acımasız ve bu yüzden daha öğreticidir.

Dinleyici Varsa Kazanç Artar

Karşınızda gerçek bir kişi olduğunda iki şey eklenir: sorular ve tepkiler. Sorular sizin hiç aklınıza gelmemiş açılardan gelir ve konuyu farklı bir yerinden tutmanızı sağlar. Tepkiler ise anlatımın nerede koptuğunu gösterir; karşınızdakinin yüzündeki tereddüt, cümlenizin eksik olduğunu size metinden daha hızlı söyler. Bir arkadaşınıza, kardeşinize ya da aynı konuyu çalışan birine anlatmak, tek başına tekrar etmekten belirgin şekilde farklı bir egzersizdir.

Anlatırken Kaçınılması Gereken Alışkanlıklar

  • Kaynağa göz ucuyla bakarak anlatmak; bu, hafızayı değil okumayı çalıştırır.
  • Takıldığınız yeri atlayıp devam etmek; asıl çalışılması gereken nokta orasıdır.
  • Cümleyi kitaptaki haliyle tekrarlamak; kendi cümlenizi kurmadıkça test geçersizdir.
  • Sadece tanımları saymak; anlatının bir sırası ve nedeni olmalıdır.
  • Anlatımı çok uzatmak; beş on dakikalık toparlanmış bir anlatım daha faydalıdır.

Not Almayı Anlatıma Göre Düzenlemek

Anlatarak çalışmayı benimseyince not tutma biçiminiz de değişir. Uzun uzun alıntı yapmak yerine, konuyu anlatırken kullanacağınız iskeleti çıkarmaya başlarsınız: önce hangi soru sorulacak, sonra hangi adım gelecek, hangi örnek nereye oturacak. Bu tür notlar daha kısadır ama daha işlevseldir. Sayfayı doldurmak yerine sırayı kurdukları için, tekrar sırasında sizi hızla ayağa kaldırırlar.

Anlatımı Zaman Aralıklarına Yaymak

Bir konuyu öğrendiğiniz gün anlatmak kolaydır, çünkü bilgi hâlâ tazedir. Asıl sınav birkaç gün sonra gelir. Aynı konuyu üç gün sonra tekrar, hiçbir nota bakmadan anlatmayı deneyin. İlk seferde akıcı ilerleyen yerlerin bir kısmının silindiğini, bazı bölümlerin ise sağlam kaldığını görürsünüz. Bu aralıklı tekrar, hangi kısmın kalıcı hale geldiğini gösterir ve çalışmanızı en zayıf halkaya yönlendirir.

Yanlış Anlatmaktan Korkmamak

Bu yöntemi denemekten çekinmenin en yaygın sebebi, yanlış bir şey söyleme korkusudur. Oysa amaç doğru anlatmak değil, yanlışları erken bulmaktır. Sınavda, toplantıda ya da işin başında ortaya çıkacak bir boşluğu masa başında keşfetmek her zaman daha ucuzdur. Anlatım sırasında yaptığınız hatayı düzeltmek birkaç dakika sürer; fark etmediğiniz bir boşluğu taşımak ise haftalar sürer.

Anlatarak öğrenmek ek bir yük değil, mevcut çalışma süresini daha verimli kullanmanın bir yoludur. Aynı bir saati üç kez okuyarak da geçirebilirsiniz, bir kez okuyup iki kez anlatarak da. İkinci yolda kendinizi daha çok zorlanmış hissedersiniz; bu zorlanma hissi, bilginin gerçekten işlendiğinin göstergesidir. Zamanla anlatım sırası zihninizde konuların doğal yapısına dönüşür ve öğrendiğiniz şeyi, aradan zaman geçse bile toparlamakta zorlanmazsınız.

Paylaş Facebook X WhatsApp

Kişisel Gelişim